Amerika’da Türklerin Görmedikleri

amerika2013 yılı Mayıs ayında ASTD Konferansı için kıdemli ekip arkadaşım Hakan Turgut ile birlikte Amerika’dayız. Amerika’dayken mümkün olduğunca güncele ve Türkiye’nin gündemine ilişkin konuları bir kenara bırakıp Amerika’daki güzelliklere odaklanmaya çalıştık. New York’ta şehrin bir numaralı kültürel meydanı Union Square’de (bizim Taksim Meydanı’na benzeyen bir meydan) bir düzenleme yapılmış yaya alanları genişletilmiş ve güzel bir meydan olmuş. 

Union Square çevresine zincir olup olmadığını bilmediğim bir sürü yeni kafe açılmış. Hemen meydanın çevresindeki vejeteryan cafe Maoz zinciri büyütmüş ve şehrin başka yerlerine de açılmış. Century 21 isimli, markalı tekstil ürünlerini uygun fiyatlarla satan mağaza Manhattan’da bir mağazadan 3 mağazaya çıkmış. Amerika’da mağazalar müşterileriyle iletişim kurmak için tüm müşterilerinin epostalarını topluyor. Çok becerikli bir firma olan Century 21, müşteri epostalarını toplamak için kasanın önüne özel bir sistem koymuş. Epostanızı klavyeden doğru bir şekilde girmeden malınızı teslim alamıyorsunuz.  Tabi bisiklet yollarını söylemeden geçemeyiz. Her caddede bisiklet yolları var. Belediyenin bisiklet sistemi de fevkalade yaygınlaşmış ve günlük 10 dolar kiralama bedeli var (Amerikan kazancına göre 10 TL gibi düşünün, New York gibi her şeyin ateş pahası olduğu bir şehirde oldukça uygun bir fiyat). Union Square’deki Barnes and Noble kitapçısı 4 katlı ve insanın aklını başından alacak ya da aklını başına getirecek kitaplarla dolu. 35 kadar kitabın kapağının fotoğrafını çektim. Eskiden bu kitapları satın alıyordum. Artık sadece Kindle cihazıma indirip bavuluma yük etmiyorum. Barnes and Noble yıllar içinde en ufak bir yatırım ve iyileştirme yapmamış gibi görünüyor. Genel olarak harika bir kitapçı olsa da, içeride uzun süre kalan insanların telefonlarını şarj edebilecekleri bir priz dahi yok, olanları da kapatmışlar. Pek müşteri dostu sayılacak bir hareket değil. Benim gibi ekitaba dönenlerin sayısı artınca kitapçılar kapanacak maalesef.

Barnes and Noble kitapçısının içinde bir de Starbucks var. Kahvenin yanına ufak bir tatlı alalım deyince tüm tatlıların ünlü Cheesecake Factory markasından geldiğini fark ettik. Starbucks gibi iyi  bir marka, tatlı işinde de en iyisiyle çalışmaya başlamış. New York’taki Türkler ne kadar konsere ya da tiyatroya gidiyor bilmiyorum ama biz iki günlük kısa süremizde New York Sanat Kütüphanesi’nde dünya çapında bir caz bestecisinin konserine gitmeyi de başardık. Konserin müzik zevkimize çok hitap ettiğini söyleyemesem de 80 küsur yaşındaki David Amram’ın enerjisine hayran olduğumuzu belirtmeliyim. Central Park’ın en kuzeyine daha önce hiç gitmemişiz, parkın kuzey bölümü yürüyüş yapanlar daha vahşi ve daha tabi bir ortam sunuyor.

New York’tan Boston’a doğru arabayla devam ederken yol üstü dinlenme tesislerinin hepsinin yıkılıp yeniden yapıldığını, tek tip ama insanın gözüne oldukça hitap eden bir mimari yapıya kavuştuğunu söyleyebilirim. Boston’a gitmeden olmuyor. Daha önce öğrencisi olduğumuz, akademik yaşamın kabesi Harvard’ı  da ziyaret ettik. Hakan’ın çocuklarının kırdığı iPadleri tamir için gittiğimiz Boston’daki Apple mağazasında bize hizmet eden artık Türkiye’de de olan bölümün adı “Genius Bar-Dahi Barı”. Harika bir hizmet aldık ve arkadaşlara neden “dahi” dendiğini anladık. Bu örneklere bakınca Amerika’nın yerinde saymadığını geliştiğini düşündük. Türkiye’de bizi ilerletmeyen tartışmaları bırakıp işimize bakmalıyız.

 

Share Button

2 comments on “Amerika’da Türklerin Görmedikleri

  1. Melih bey, sizin ile birkac kez boston da karsilatik. Sanirim yil olarak da 2011 veya 2012 olabilir. Yazinizin basligina katilamayacagim. Amerika’ da turklerin gormedikleri degil belki “Bazi turklerin veya bir kisim turklerin denilebilir. Cunku %1 kisim bile olsa, burada sisteme entegre olmus veya olmaya calisiyorlar. Tabi sunu da ifade etmek istiyorum. Burada gordugum turkler dediginiz gibi sadece bedeni burada, diger herseyini Turkiye de birakmis. Buradaki sosyal olaylarda evrensel degil. Yani soyle, bir diyarkabirli burada diyarbakirdaki gibi davraniyor. Keske burada sistemin sagladigi avantajlari gorum, daha kibar ve nezaketli olunsa, dedigim gibi bedeni burada, diger tum seyler Turkiye de birakmislar vesselam.

    • Oğuz Bey,

      Yazının başlığı ilgi çekmek için o şekilde kondu. Dolayısıyla size tamamen hak veriyorum.

      Sevgi ve Selamlarimla,

      Melih Arat

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir