0 km önyargı

Sayısız insan mutlu bir yaşamın hayalini kurar. Ama onlara göre bu dünyadaki problemli insanlar ve sistemdeki bozukluklar, insanın mutlu olabilmesine izin vermez.

Adeta kişi ne yapmak istiyorsa, o yapmak istediğine engel olacak özel bir şey yapar ya da söylerler. Bir devlet dairesine gittiğinizde işini yapacak kişi yerinde yoktur ya da orada bir kuyruk vardır ya da bir evrak eksiktir. İşi yolunda gitmez. Yola çıkar, trafik tıkalıdır geç kalır. Evde ya da ofiste masasında/dolabında bir evrak arar, aradığını bulamaz. Eşinden bir şey ister, istediğini alamaz. Resmi bir şey yapmak ister, yapmak istediğini yapmasına mevzuat müsait değildir. İkinci el otomobil alır, otomobili aldığının ikinci günü arıza yapar. Tam evden çıkacağı sırada üstüne giydiği ceketin düğmesinin kopuk olduğunu fark eder. Bir gazete yazısı okumaya başlar, baş sayfada devamı on beşinci sayfada der. On beşinci sayfayı arar, o sayfayı daha önce biri almıştır. Kendini dünyanın en talihsiz insanı kabul eden bu insanı mutlu etmek ve başkalarını suçlamaktan alıkoymak neredeyse imkânsızdır.

Yukarıdaki sorunların neredeyse tamamı, kolayca çözülebilir. Devlet dairesinde kişi yerinde yoksa çözümü teslimiyet ve zamandır. Evrak eksikliğinin çözümü, önden iyi bir araştırma ya da bir daha sefere tam evrakla gitmektir. Tıkalı trafiğin çaresi, trafiğin hiç olmadığı çok erken bir saatte çıkmaktır ya da gidiş yolunu değiştirmektir. Tatlı dille söylerse eşinden de istediğini alabilir. Mevzuat bir şeye müsait değilse, başka bir şeye müsaittir. Yıllar önce dünyada 24 saat açık olan market zinciri Seven Eleven Türkiye’ye giriş yapınca marketlerin 24 saat açık olmasına izin vermeyen bir kanun olduğunu öğrenmişler. Sadece çorbacılara böyle bir izin veriliyormuş. Onlar da markette sıcak çorba satmaya başlayınca izin çıkmış. İkinci el arabayı almadan önce iyice inceletmek veya aynı fiyata ama daha düşük sınıftan bir sıfır araç almak, arıza problemini çözer. On beşinci sayfası olmayan gazete için kızmak yerine, dışarı çıkıp yeni bir gazete daha alınabilir ya da internete bakılabilir. Başkalarını suçlamak yerine, sonuçları değiştirmek için ben ne yapabilirim diye bakmak insanı çok daha fazla huzurlu kılar.

Yazının başlığı ‘0 km önyargı’. Sorunların çok önemli bir bölümü, insanlarla ilgilidir. İnsanlarla ilgili olmayan sorunları da yine insanlar çözer. Yaptığım seminerlerde iletişim sürecinde “taraftar kazanmak” diye bir kavram kullanıyorum. İstisnasız herkese olumlu yaklaşırsanız, onları taraftar yapar, hemen herkesten olumlu bir geribildirim alırsınız. Geçenlerde ofislerimden birinin olduğu bir binada çalışma arkadaşlarımdan biri, apartmandaki bir komşumuzun çok suratsız olduğunu söyledi. Ben de kim olduğunu anlayamadım. Çünkü o binada suratsız biriyle hiç karşılaşmamıştım. Sonunda kim olduğunu fark ettim. Ben o kişiyi gördüğümde hep güler yüzle kocaman bir günaydın deyip hatır sorduğum için karşılığında hep bir güler yüzle karşılaşıyordum. Ama aynı kişiye nötr yaklaşırsanız yani ne olumlu ne de olumsuz bir ifade takınmazsanız o kişinin hakikaten asık bir suratla dolaştığını görebiliyordunuz. Eğer insanlara karşı hiç önyargınız olmadan yaklaşırsanız, önyargı setiniz hep sıfır kilometrede kalır.

Ankara’da hava sıcaklığı geçenlerde -13 derece idi. Havalimanında hava o kadar soğuktu ki cep telefonumdan “foursquare” isimli sosyal paylaşım uygulamasına şöyle yazdım: “Ankara -13 derece, bu şehirde insanın düşünceleri bile donuyor.” Ardından bu ifadenin olumsuz olduğunu fark edip onu yenisiyle değiştirdim: “Ankara -13 derece, bu şehri ancak insanın düşünceleri ısıtabilir.” Kedisinden, köpeğinden, komşusundan meslektaşına, müşterisinden eşine, İngiliz’inden Yunan’a, memurundan öğretmenine kadar herkese karşı hüsn-ü zan -olumlu bir düşünce içinde olursanız, size tıpkı sesinizi olduğu gibi size iade eden bir dağ gibi evrende ona ne verirseniz, o da size onu geri verir.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir