Yaşamımız İçin Sorumluluk Almak

fatsickandnearlydeadŞişman, Hasta ve Neredeyse Ölü (Fat, Sick and Nearly Dead) isimli belgesel, Avustralyalı obez işadamı Joe Cross’un nasıl kilo verdiğini anlatıyor. 60 gün boyunca uyguladığı bir sebze ve meyve suyu (taze sıkılmış) diyeti Joe’nun hem normal bir kiloya dönmesini sağlamış, hem de nadir görülen bir hastalığını yenmesine yardım etmiş. Gün boyu çeşit çeşit yeşillik, sebze ve meyve suyu içmek gerçekten büyük bir disiplin işi. Açıkçası değil, 60 gün değil, bir hafta bile böyle bir diyeti uygulamak müthiş bir irade ister. Joe Cross kendi belgeselini çekerken Amerika’nın bir ucundan diğer ucuna da bir yolculuk yapıyor ve karşılaştığı insanlarla beslenme hakkında konuşuyor. Yolda karşılaştığı bir tır şoförü olan Phil Staples da, Joe Cross’tan daha obez ve tesadüfen ikisi de aynı nadir hastalığa sahip. Phil Staples karşılaşmalarından birkaç gün sonra Joe Cross’u arayıp kendisinin de bu meyve-sebze suyu diyetini yapmak istediğini söylüyor. Böylece ikisi de 60 günlük bu diyeti yapıyorlar. Sonunda Phil Staples da tıpkı Joe Cross gibi kilo veriyor.

Bu öyküyü size niye anlatıyorum? Bir kilo verme reçetesi olarak Sebze-Meyve suyu diyeti sunmuyorum size. Bu iki insan yaşamlarında bir problem yaşıyorlar. Problem iyice büyümüş ve bu problemi çözmek için bir girişimde bulunuyorlar. Benim deyimimle “yaşamlarında sorumluluk” alıyorlar. Çünkü harekete geçmedikçe sorunlar çözülmüyor. Joe Cross iş adamı olduğu için hali vakti yerinde, ama her sabah bir sürü ilaç almak zorunda, sağlık göstergeleri de berbat. Phil Staples ise hem hasta, hem de mutsuz. Kilolarından ötürü kendi çocuğuyla bile koşup oynayamıyor.

Joe Cross ve Phil Staples’in öykülerinin ilk zamanlarını da düşünmek lazım. Her ikisi de sağlıklı birer çocuk ve gençken zamanla kilo alıyor ve sağlıklarını kaybediyorlar. Peki neden kilo almaya başladıklarında bu süreci durdurmak için bir şey yapmıyorlar? Çünkü bir süre, bu sorun idare edilir görünüyor. “Biraz kilom var olsun” deyip geçip gidiyorlar. Yaşamları için sorumluluk almıyorlar. Aslında her küçük problemin üstüne küçükken gitmek gerekir. İlk görüldüklerinde doğru şekilde müdahale edilen sorunlar bir daha büyümezler. Ama Joe ve Phil, sorunlarına müdahale etmiyor ve zamanla fazla kilolar üst üste biniyor ve sorunları çözülemez hale geliyor.

Yıllar önce yazdığım bir yazıda reaktif olmanın (sorunları düzeltici tepki göstermenin), proaktif olmaktan (istediğimiz sonuçlara ulaşmak için önceden harekete geçmekten) daha önemli olduğunu yazmıştım. Çünkü geleceğimiz için önceden harekete geçebileceğimiz fırsatların sayısı sınırlıdır, ama düzeltici tepki vermemiz gereken sorunların sayısı çok daha fazladır. Dolayısıyla sağlıklı ve çözücü tepki verdiğimiz, reaksiyon gösterdiğimiz sorunlar hayatımızın normal kalmasına yardım eder. Sağlıklı ve zamanında verilen tepkiler bizi hastalıklardan, akademik başarısızlıktan, kişiler arası çatışmalardan, işsizlikten, ekonomik darlıktan ve aşırı kilodan korur.

Öyleyse her türlü küçük soruna zamanında verilen tepki ya da düzeltici eylem, kendi yaşamımız için sorumluluk almak anlamına gelmektedir..

 

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir