Türkiye’nin Eğitim Sorunu

egitim sistemiLiseyi okuduğum seksenli yılların sonundan beri, orta okul ve liselerle birlikte üniversite giriş sistemi yapboz tahtasına döndü. Gelen hükümetler, bürokratlarla birlikte sürekli değişen ve meselenin özünden uzak sistemler kurdular. Meselenin özünü anlama ihtimalleri de pek yoktu, çünkü yanlış yere bakıyorlardı. Ne demek istiyorum? Oğlum Sanat, “Andımız” tartışmasıyla ilgili noktayı koyan soruyu sordu: “Andımızı kaldırma konusunu hiç çocuklara sordular mı? Biz okuyoruz bunu, karar verdikleri bizim hayatımız.” Türkiye’de eğitim sistemiyle ilgili en son görüşleri alınan ya da hiç alınmayanlar bu işin müşterileri olan çocuklardır; öğrencilerdir.

Başbakan’ın torunlarıyla ilgili bir haber okumuştum. Torunları demiş ki: “Teneffüsler derslerden fazla olsun.” Bu ricayı iyi okuyan birisi şunu anlar. Derslerin işlenme şekli son derece sıkıcı, nefes alamıyoruz.” Diğer bir ifadeyle çocukların oyun gibi interaktif ortamlarda onları sıkmayacak şekilde ders görmeleri gerek.

Bizim Sanat’a da eş dost soruyor: “En güzel ders hangisi?” Beyefendi biraz duralayıp cevap veriyor: “Boş ders tabi ki.” Bu çocuklar bir şeyler öğrenmek istemiyor değil, daha yaratıcı, daha interaktif planlanmış derslerin içinde yer almak istiyorlar. Ne var ki, kısa vadede bu çok mümkün görünmüyor.

Genelleme yapacağımı baştan söyleyeyim: Üniversitelerin eğitim fakültelerinde klasik tarzda profesörler var, hiyerarşik bir yapıda hoca öğrenci ilişkileri var. Kendilerinin ders işleme tarzında bir yenilik yok. Onların yetiştirdiği öğretmenlerin de yaratıcı ve yenilikçi olma ihtimali de haliyle zayıflıyor. Öğretmenler kalabalık sınıflarda son derece mütevazi şartlarda ve Batı standartlarıyla kıyaslandığında fevkalade düşük maaşlarla çalışıyor. Bu koşul setine sahipken onlardan da olağanüstü yenilikçi ve yaratıcı bir performans da beklemiyorum.

21.yüzyılın çocuklarıyla anne babaları kendi çocukluk-öğrencilik yıllarını aynı sanmasınlar, bu çağın çocukları tamamen interaktif ve kendilerinin bizzat etken oldukları bir öğrenme süreci istiyorlar. Bizim orta okul ve liselerde bu yok ya da çok az. Özel okullar biraz daha gayretliler, ama orda da devrimci bir fark yok.

Çocuklara sorsalardı, çocuklar ne istediklerini güzelce söylerdi:. Dershane mi, yaratıcı, eğlenceli ve interaktif bir okul mu?

Kendi de dershaneye gitmiş birisi olarak söyleyeyim: Çocuklar dershaneye gitmeye bayılmıyor; ama esas kızdıkları ya da nefret ettikleri şey dershane değil, dershane gereğini doğuran üniversite sınavı. Üniversite sınavını ortadan kaldırmadan dershaneyi kaldırmak, su bardağı olmadan sürahiden su içmeye benziyor. Şunu kabul edelim ki, dershaneler sınavı kazanmayı kolaylaştırıyor.

Bu arada dershanelerle ilgili görüş bildirmemi isteyen mektuplar aldım. Açıkçası bu konuda görüş bildirmenin bir gereği yok. Diyaloğun ve açık kulakların olmadığı bir ortamda konuşmak, monologdur.

Share Button

One comment on “Türkiye’nin Eğitim Sorunu

  1. >DE DA ekiHer zaman kendinden f6nceki ve sorknai kelimelerden ayrı ve “de, da” şeklinde yazılır.Dolayısıyla SINAV DA şeklinde olmalıydı. Alt tarafta doğru yazmış fakat fcst tarafta yanlış yazmış. Bununla birlikte “de da” eklerini kesme işareti ile ayıramayız. Dolayısıyla 28 ŞUBAT DA olmalıydı.dipnot: gfcnlfck yaşamda yazıda dil bilgisi kurallarına fazla dikkat etmediğimiz aşikar bunu belki anlayışla karşılayabiliriz ama ae7ık hava da reklam yapma niyetindeyseniz size demezler mi eyyy dershane sen kendin dil bilgisine dikkat etmiyorsun. Benim e7ocuklarıma nasıl dil bilgisi f6ğreteceksin diye?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir