Türkiye’nin Acı Gerçeği: Negatif Darwinizm

imageDoğal seleksiyon, değişen çevre şartlarına en iyi uyum sağlayanın hayatta kalması demek. Darwin bu teoriyi biyoloji bilimi için ortaya attıysa da son yüzyılda bu teori sosyal bilimlerde çok daha popüler olmuştur. Dünya değişirken değişen dünyaya en iyi uyum sağlayan bireyler ve işletmeler hayatta kalıyor. İnternet çağında şimdi bir şirket düşünün internette web sitesi yok, eposta kullanmıyor, internet bankacılığı kullanmıyor, bu şirketin bugün çalışma ve büyüme imkanı olur mu? Buna mukabil, yeni teknolojilere ve yeni akımlara adapte olanlar ayakta kalıyor. Tüm dünyada aşikar bir kahve trendi var. McDonald’s bile “ben hamburgerciyim” kahve vermem demek yerine, birinci sınıf kahve servisi yapıyor. Daha da ötesi Kanada’da tamamen vejetaryen menüleri de var. Çünkü insanlar artık daha çok sebze ağırlıklı beslenmek istiyor.

Amerika tabi muhteşem bir ülke, üstelik bu doğal seleksiyonu en doğal şekilde yaşıyorlar. Benim ifademle iyi projesi olan herkes toplum tarafından çok hızlı ödüllendiriliyor ve toplumun en üst noktalarına taşınıyor. Üniversiteyi terk etmiş olan Bill Gates, Steve Jobs ve Mark Zuckerberg’e bakın. Biri Windows’u, biri Apple bilgisayarlarını ve biri de Facebook’u tasarlamış. Türkiye’de 25 yaşındaki ünivesite mezunu gençlere “toy bunlar” diye güvenilmezken, Amerika’da projesi olan 25 yaşındaki gençler şirket başkanı oluyor, milyonlarca dolarlık anlaşmalara imza atabiliyorlar. Çünkü Amerika’da toplum, kendisi için değer üretenleri olumlu yönde ayırıyor, destekliyor. Destek de öyle bir ödül ya da unvan vererek değil, onları borsa sistemi ve pazar sistemiyle en üst noktaya taşıyor. Amerika’da yetenekliyseniz lisans derecesini kimya alanında Hindistan’da almış Nitin Nohria gibi Harvard Üniversitesi’nde İşletme Okulu Dekanı olabilirsiniz. Amerika’da sistem olumlu yönde yeteneklileri, proje yapan, icat yapanları ayırıp yukarı doğru taşıyor. Amerika’da sistem 30 yaşın altındaki girişimcilerin milyoner olmasına izin veriyor.

Peki Amerika’da doğal seleksiyon böyle işlerken Türkiye’de ne oluyor? Türkiye’de bir Negatif Darwinizm var. Türkiye’de ne kadar kabiliyetsiz, yanlış yoldan giden ya da gitmeye müsait, yalaka adam varsa sistem onları kayırıyor ve  yukarı doğru taşıyor. Siyaseti düşünün, o partiden bu partiye geçen siyasetçilere, eski partilerindeki beyanatları sorulduğunda ne diyeceklerini şaşırıyorlar. Devlet dairelerinde yükselmenin yolu proje geliştirmek, iyileştirme önerileri yapmak değil, üste sorgusuz sadakat göstermek. “Sesini çıkarma, denileni yap, bolca kibrimizi okşa, düzenimize ortak ol.” İşte Türkiye’deki yazılı olmayan başarı formülü bu. Özel sektörde de çok farklı olduğunu düşünmeyin. Özel sektör, siyasetten ve kamu sektöründen daha iyi olsa da, orada da aynı prensipler uygulamada. Bugün şirketlerde patronuna ve amirine kayıtsız şartsız sadakat gösterenlerin, itiraz ederek proje önerenlerin üstünde pozisyon alacaklarını birçok işletmede görebilirisiniz. Osmanlı’ya da bakacak olursanız, proje yapanlar mı yükselmiş, yoksa Saray çevresine yaranmaya çalışanlar mı? Osmanlı’da Fatih’in toplarını tasarlayan Urban’ın dışında sarayın gözdesi olmuş kaç tane mucit ve bilim adamı sayabilirsiniz?  Aynı şekilde Osmanlı’yla ilgili tarih kitapları, Ahilik teşkilatının dışında fabrikalar kuran Henry Ford gibi, Andrew Carnegie, Thomas Edison gibi kendini yoktan var etmiş insanları anlatmaz;  çünkü Türkiye’nin toplumsal sistemi bu insanların yükselmesine izin vermemiştir.

Amerika’da sistem proje yapanları, Türkiye’de ise yanlış yollara sapanları ve onlara sadakat gösterenleri kayırıyor. Amerika’da işletmeler müşterinin hayatını kolaylaştırdıkça, onları memnun ettikçe başarılı oluyor. Starbucks’a bakın, insanlar espresso gibi iki yudum kahve içmek istemiyor, çok istiyor, onlar da bolca veriyorlar. İnsanlar “yazın sıcak, sıcak kahve içilmez, soğuğu yok mu” bunun diyorlar, Starbucks soğuk kahveyi icat ediyor. Amerika’da başarının kuralı, toplumla uyum için de değişmek. Türkiye’de ise başarının kuralı bambaşka. Başarmak için her yol mubahtır, doğru yoldan başka.

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir