Duygusal Yönetim
Melih Arat
Daniel Goleman’ın 1997 yılında kaleme aldığı Duygusal Zeka isimli kitap, gerçek kapasitesinin dağıldığı yelpazeye kıyasla, insan zekasını çok dar kapsamlı ele aldığımızı iddia ediyor. Goleman’a göre standart zeka testleri insanı gerçekten başarılı kılan duygusal zekayı yansıtmıyor. Yüksek IQ'lu çocuklar, ortalama IQ'ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor. Daniel Goleman, psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, "EQ"nun "IQ"dan daha önemli olduğunu iddia ediyor. "Duygusal zeka"yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor.
Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Dr. Goleman'a göre, duygusal zeka doğuştan gelen bir özellik değil; ancak insan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor.
İnsanın kendini tanıması fikri her zaman ilgi çekici olmuştur. İş hayatıyla ilgili baktığımızda ise, insanın kendini tanıması sadece ilgi çekici bir faaliyet olmanın ötesinde, önemli bir gerekliliktir. İş hayatı insanların iletişiminden ve işbirliğinden diğer bir deyişle sosyal ilişkilerinden oluşuyor. Sağlıklı sosyal ilişkilerin temelinde ise birbirini tanıyabilen ve anlayabilen insanlar var. Bir başkasını tanımanın başlangıç noktalarından biri, insanın kendini tanıması. Kendini tanımak duygularını bilincinde olmak demek. Kendi duygularını bile insanlar, başka insanların duygularını daha iyi anlayabiliyorlar. İşyerinde, mesai arkadaşlarının ya da müşterilerin duygularını anlamanın yolu, öncelikle kendi duygularımızı tanımaktan geçiyor.
Daniel Goleman, kitabında Duygusal Zeka’dan söz etse de sıklıkla “Kişiler Arası Zeka (inter personal intelligence)” diye tanımlanan zekadan söz ediyor gibi. Howard Gardner tarafından geliştirilen ve Frames of Mind isimli kitabında sunulan Çoklu Zeka-Multiple Intelligence türlerinden biri, Kişiler Arası Zeka’dır. Kişiler Arası Zeka, Sosyal Zeka olarak da Türkçeleştirilebilir. Kitabın neredeyse tamamında işlenen örneklerde, insanların Sosyal Zekası dolayısıyla eriştikleri başarılar ya da yaşadıkları sorunlar anekdotlarla anlatılıyor.
Daniel Goleman, duygularla öğrenme diye tanımlayabileceğimiz bir kavramdan söz ediyor. Duygularla mantık karşıt kutuplar gibi gösterilir; ancak ikisinin de birbirinden yararlandığı durumlar söz konusu. Örneğin, yağmurlu havada daha önce trafik kazası yapmış ya da görmüş birisi, araba sürerken endişe “duygusu”na kapılarak daha dikkatli araba sürebilir. Bu duygusal bir harekettir; ancak diğer taraftan da mantıklıdır da. Mantık, bir anlamda çevremizde olan bitenin niceliğini gösterir bize, duygularsa bu niceliğin niteliğini gösterir bize. Örneğin, yağmurun yağdığını algılamak bir tür nicel tespittir; eğer otomobil sürüyorsak, yağmur yağması bizi tedirgin edebilir; diğer bir deyişle yağmurun yağışına ilişkin mantıksal bilgi, zihnimizde bir duygu kazanır ve biz ona göre bir eylem yaparız. İnsan kişiliği çok önemli ölçüde küçük yaşta gelişiyor. Doğuştan gelen, kalıtımsal olan ya da bireyin biyolojik özelliklerinden kaynaklanan bir mizacı oluyor. Bu mizaç, müdahale edilirse değiştirilebiliyor. Örneğin, çekingen mizaçlı bir çocuk yetişkin olduktan sonra çok daha zor değişir. Ancak, çocukken anne babası korumacı bir tavır yerine, yaşama uyum sağlama konusunda onu sorunlar karşısında biraz kendi başına bırakırsa daha girişken ve cesur olabilir.
Daniel Goleman’ın aktardığına göre 4 yaşında çocuklara uygulanan bir lokum testi, çocukların çocukluklarındaki davranışların gelecekteki durumlarını öngörmeye yarayabileceğine işaret ediyor. Söz konusu testte, çocuklara isterlerse tabaktan bir lokum alabilecekleri, ancak konuşmayı yapan kişinin işi bitinceye kadar beklerlerse iki lokum alabilecekleri söyleniyor. Bazı çocuklar, hemen bir lokum alıp yiyor; bazıları ise on beş dakika bekleyip iki lokuma hak kazanıyorlar. Bu testte kullanılan çocuklar uzun yıllar takip edilmiş ve kendini hakim olup bekleyebilen çocuklar daha başarılı olmuşlar.
|