Vatan Lafla Değil Eylemle Sevilir
Melih Arat
Everest’e çıkan ilk Türk dağcısı ve AKUT başkanı Nasuh Mahruki’nin son kitabı “Vatan Lafla Değil, Eylemle Sevilir”kitabı, diğer kitaplarından çok farklı. Nasuh Mahruki’nin kitabı, kitabın kendi bölüm sisteminden bağımsız olarak yorumlayarak söylüyorum, üç bölümden oluşuyor. Nasuh Mahruki ve AKUT’un öyküsü, Nasuh Mahruki ve AKUT’a saldırılar ve Türkiye’nin kaçırdığı zihinsel dönüşüm fırsatı.
Sondan başlayarak paylaşmak istiyorum. Nasuh Mahruki, Zihin Haritası Değişimi ve Kaçırdığımız Fırsat başlıklı bölümde, Türkiye’nin 1999 yılında yaşadığımız Marmara Depremi sonrasında büyük bir fırsat kaçırdığını açıklıyor. 1999 Depremi, toplumu bir araya getirdi. AKUT, ilk kuruluşundan bu yana unvanları olmayan, gerçekten gönüllü gençlerin bir araya geldiği bir oluşum. Deprem sonrasında AKUT’un yaptığı can siperhane ve sistemli kurtarma çalışmaları, tüm toplumun desteğini kazandı. Bu arada toplum Kurtuluş Savaşı’ndan beri belki de ilk kez, kendi problemini kendisi çözüyordu.
Deprem’in dev asa ölçülerdeki yıkımı, deprem öncesi on yılları kapsayan dönemdeki siyasi sistemin, eğitim sisteminin, ekonomik sistemin, yerel yönetim sisteminin bir sonucuydu. Deprem neredeyse Türkiye’nin ağır hasta olan vücudunun acı içerisindeki halinin bir röntgen filmini çıkarmıştı. Kanser ya da kalp hastaları, hastalıklarını öğrendikten sonra acı ilaçlar kullanmaya başladıkları gibi, yaşam ve yeme içme tarzlarını değiştirirler. Sigarayı bırakırlar, tuzsuz yemeye başlarlar; mümkünse yürüyüş ya da spor sayılabilecek bir etkinlikle uğraşırlar. Türkiye’nin bu depremden hemen sonra siyasi sisteminde ve eğitim sisteminde bir değişim yapması bekleniyordu ki, böyle bir değişim gerçekleşmedi. Nasuh Mahruki, depremin sonuçlarının, Türk insanının mevcut zihinsel haritasının değişmesi için büyük bir fırsat olduğunu belirtiyor; ama ne var ki, Türk insanı depremde uyandığı uykusuna, deprem sonrasında yeniden dalıyor.
Bu arada çok ilginç bir şekilde Nasuh Mahruki ve AKUT, Türk medyasının amiral gemileri ve onların generalleri tarafından birden topa tutulmaya başlanıyor. Deprem sırasında kahraman ilan edilen AKUT, depremden altı ay sonra türlü karalama kampanyalarına maruz kalıyor. Türkiye’de gönüllü, çalışkan ve akıllı insanaların bir sivil toplum örgütünde birleşmesi ve birlikte sistemi iyileştirmesi istenmiyor. Kitabı okurken Cem Boyner’in ünlü sözü geldi aklıma: “Sistemden beslenenler sistemi değiştiremezler.” Aynı şekilde “Sistemden beslenenler, Türk toplumunun sistemi iyileştirmesine ve değiştirmesine de izin vermezler.” diye bu sözü genişletmekte mümkün.
Üç yıl Ağrı Dağı’na tırmanırken her yıl dağda gerçekleşen ölümlü kazaları da takip etmeye çalıştık. Açıkçası gazetelerde neredeyse hiç haber bulamazken, bir iki yerel sitede güçlükle bir iki paragraf haber bulduk. Demek ki, Ağrı Dağı’nda kazayla ölmenin haber değeri yok. Ama Nasuh Mahruki ve arkadaşlarıyla birlikte Ağrı Dağı’na tırmanan İskender Iğdır’ın ölümü, aylarca gazetelerden inmedi. Bu haberlerin neredeyse tamamı da Nasuh Mahruki’yi suçlayan nitelikte idi. Bu karşılaştırmadan basit bir analizle, sivil toplumun arkasında birleştiği lider profilli bir insanı, yerinden alaşağı etmek için her türlü fırsatın kullanıldığını söyleyebiliriz.
Vatan Lafla Değil, Eylemle Sevilir, yakın siyasi tarihimizi Marmara Depremi ve AKUT örnekleri üzerinden analiz etmek, arka plandaki oyunları görmek için harika bir eser. Bir tür ders kitabı. Kitabı sabır ve emek vererek hazırlayan Nasuh Mahruki’yi tebrik ederim. Kişisel hayatınızda ve toplumsal hayatımızda problem çözmek için bir şeyler yapmanızı dilerim.
|